Sempatik Kadıköy Güzeli Eylül

 

Processing your request, Please wait....

Kendimi anlatmam gerekirse, en büyük kusurumun fazla meraklı olmak olduğunu söylerdim. Sonra biraz düşünür, bunun aslında kusur olmadığını ve sadece yanlış insanlara fazla meraklı olduğumu kabul ederdim. Çünkü insanları tanımayı seviyorum. Ne söylediklerinden çok, söylemedikleri şeylerle ilgileniyorum. Birinin “ben çok sakinim” demesi benim için hiçbir şey ifade etmiyor mesela. Beş dakika sonra garsona nasıl davrandığına bakıyorum. “Ben kıskanç değilim” diyen birinin gözleri yan masadaki insana kayıyorsa zaten bütün açıklamayı yapmış oluyor. İnsanların kendileri hakkında söyledikleriyle gerçekten oldukları kişi arasındaki mesafe beni yıllardır eğlendiriyor. Belki de bu yüzden Kadıköy escort tanımıyla birlikte yaşamayı seviyorum. Burada herkes biraz kendi karakterinin reklamını yapıyor ama kimse reklamın gerçeğin tamamı olmadığını söylemiyor. Kimi entelektüel, kimi bohem, kimi sanatçı, kimi girişimci, kimi de hayatı çözdüğünü düşünüyor. Ben ise hayatı çözdüğünü söyleyen insanlardan özellikle uzak duruyorum. Çünkü hayatı çözen birinin hâlâ neden her sabah alarmını üç kere ertelediğini merak ediyorum. Benim hayatım da kusursuz değil. Hatta oldukça komik tarafları var. Bir dönem insan ilişkilerinde inanılmaz seçici olduğumu düşünürdüm. Sonra eski mesajlarımı okuyunca seçici değil, sadece kararsız olduğumu fark ettim. Birini beğenirdim ama fazla belli etmek istemezdim. O da aynı şeyi yapardı. İki yetişkin insan haftalarca birbirinden hoşlanıp hiçbir şey söylemeden durabilirdi. Sonra biri “Nasılsın?” diye yazardı. Diğeri “İyiyim, sen?” derdi. Büyük aşk hikâyemiz de burada başlayıp burada biterdi. O yüzden artık kendime söz verdim: Hoşlanıyorsam belli edeceğim. Merak ediyorsam soracağım. Birinin yanında heyecanlanıyorsam bunu saklamayacağım. Çünkü insanın en büyük komedisi, hissettiği şeyi hissetmiyormuş gibi yapmaya çalışması. Bunu anlamam biraz zaman aldı. Yirmili yaşlarımın başında çok daha farklıydım. Birinin beni beğenmesi hoşuma giderdi ama onun beni gerçekten tanımasından korkardım. Çünkü insan uzaktan bakıldığında istediği kadar gizemli olabilir. Yakından bakıldığında ise alışkanlıkların, korkuların, saçma huyların ve küçük zaafların ortaya çıkıyor. Benim de var tabii. Mesela sabahları kimseyle konuşmam. Kahvemi içmeden bana hayatın anlamını sormayın. Bir de bir yere geç kalmaktan nefret ederim ama hazırlanırken son on dakikayı mutlaka kaybederim. Bunun mantıklı bir açıklaması yok. Bir başka garip huyum, birinden hoşlanınca normal davranmaya çalışıp tam tersine fazlasıyla normal davranmam. Yani karşımdaki insan benimle ilgilenmese bile bunu anlamayacak kadar mesafeli olabilirim. Sonra eve gidip “Acaba neden böyle oldu?” diye kendi kendimi sorgularım. İnsan kendi kendine hem soru sorup hem cevap verince bazen gerçekten komik bir hâle geliyor. Son birkaç yılda bundan kurtulmaya başladım. Artık birinin ilgisini kazanmak için kendimi olduğumdan farklı göstermiyorum. Ben buyum. Çok gülerim, bazen fazla konuşurum, bazen de bir anda sessizleşirim. Bir şey hoşuma gittiyse gözlerimden belli olur. Birinden hoşlanmadıysam da yüzüm beni ele verir. Yalan söyleme konusunda hiçbir zaman yetenekli olmadım. Belki de bu yüzden insanlarda dürüstlüğe bu kadar önem veriyorum. Bana kusurlarını anlatan biri, mükemmel görünmeye çalışan birinden daha ilginç geliyor. Çünkü mükemmel insanlardan biraz şüpheleniyorum. Ya gerçekten çok iyiler ya da iyi bir senaryo yazmışlar.

Kadıköy escort farkıyla geçirdiğim akşamların çoğu böyle düşüncelerle başlıyor. Bazen arkadaşlarımla bir masanın etrafında saatlerce oturuyoruz. Bazen tek başıma dolaşıyorum. Bazen hiç tanımadığım birinin söylediği bir cümle bütün akşam aklımda kalıyor. Geçenlerde bir arkadaşım bana “Sen fazla seçicisin,” dedi. Ona baktım ve “Hayır, sadece artık yanlış kişiyi seçmenin bedelini biliyorum,” dedim. İkimiz de güldük. Çünkü eskiden aşkı biraz fazla romantikleştiriyordum. Bir bakış, bir tesadüf, birkaç güzel cümle… Sonra gerisi kendiliğinden gelir sanıyordum. Oysa gerçek hayat o kadar nazik değil. Bir insanı gerçekten tanımak, onun iyi gününü görmek kadar kötü gününü de görmek demek. Sinirlendiğinde nasıl davrandığını, planı bozulduğunda ne yaptığını, kendisinden hiçbir çıkarı olmayan insanlara nasıl konuştuğunu görmek demek. Ben artık bunlara bakıyorum. Çünkü tutku benim için hâlâ çok önemli. Hatta fazlasıyla önemli. Birinin bana bakışında bir şey hissetmek, konuşurken zamanın nasıl geçtiğini unutmak, yanında daha canlı olduğumu fark etmek… Bunlar benim için hâlâ değerli. Ama artık tutkunun tek başına yetmediğini biliyorum. Ateş güzel, fakat evin tamamını yakmasına gerek yok. Ben hem heyecanı hem güveni aynı yerde istiyorum. Bir insanın yanında hem kadın gibi hissedebilmek hem de kendimden vazgeçmemek istiyorum. Bana göre asıl çekicilik burada başlıyor. Birinin seni değiştirmeye çalışmadan sana yaklaşması, merak etmesi, seni dinlemesi ve kendi hayatını da senin üzerine kurmaması… İki ayrı insanın birbirini tüketmeden birbirine yaklaşabilmesi bana hâlâ inanılmaz çekici geliyor. Şimdi geriye dönüp baktığımda kendime en çok güldüğüm şey, eskiden her şeyi kontrol edebileceğime inanmam. İnsanları kontrol edemezsin. Duyguları da edemezsin. Bazen hayatına biri girer ve bütün planlarını altüst eder. Bazen de çok doğru görünen biri birkaç hafta içinde sana neden yanlış olduğunu gösterir. Ben artık bunlardan korkmuyorum. Çünkü kendimi kaybetmeden birini sevebileceğimi biliyorum. Kadıköy’de yürürken bazen vitrinlerde kendi yansımama bakıyorum. Eskiden yüzümde kusur arardım. Şimdi kendime bakıp “Fena değilsin Eylül,” diyorum. Sonra gülüp yoluma devam ediyorum. Çünkü hayatın bu kadar ciddi yaşanması gerektiğine inanmıyorum. İnsan biraz tutkulu, biraz cesur, biraz da kendisiyle dalga geçebilmeli. Benim hikâyem de tam olarak böyle. Hâlâ arıyorum, hâlâ merak ediyorum, hâlâ bazı insanlara ilk bakışta kapılıp sonra kendi kendime “Eylül, yine mi?” diye soruyorum. Ama artık bundan utanmıyorum. Çünkü hissetmekten korkarak yaşamak bana göre değil. Birinin gözlerinde kendimi gördüğümde heyecanlanmak istiyorum. Bir sohbetin bitmesini istemeyecek kadar meraklanmak, eve döndüğümde yüzümde aptalca bir gülümsemeyle tavana bakmak istiyorum. Belki biraz eski kafalıyım, belki fazla romantik, belki de sadece insanım. Ama bildiğim bir şey var: Ben hayatı uzaktan izlemek için gelmedim. İçinde olmak istiyorum. Kahkahasıyla, yanlış kararlarıyla, tutkusuyla, hayal kırıklıklarıyla… Ve eğer bir gün biri çıkıp bütün bu karmaşanın ortasında bana gerçekten iyi gelirse, onu hayatıma almaktan korkmayacağım. Çünkü artık biliyorum; doğru insan geldiğinde insan kendini küçültmek zorunda kalmıyor. Tam tersine, yanında biraz daha fazla kendisi oluyor.

Listing ID: 7636a79d617f317a

Comments