Anadolu Yakası Kumral Güzel Ece
Anadolu Yakası’na ilk geldiğimde aklımda uzun vadeli bir plan yoktu. Birkaç hafta kalıp İstanbul’un bu tarafını daha yakından görmek, biraz kafa dağıtmak ve hayatımın son
Anadolu Yakası’na ilk geldiğimde aklımda uzun vadeli bir plan yoktu. Birkaç hafta kalıp İstanbul’un bu tarafını daha yakından görmek, biraz kafa dağıtmak ve hayatımın son
Ben Nil. İnsanların beni ilk gördüğünde sakin ve kontrollü biri olduğumu düşünmesi biraz komik geliyor. Çünkü kafamın içi, dışarıdan görünen hâlimden çok daha hareketli. Özellikle
Uzun zamandır hayatımın bazı taraflarını insanlardan saklamanın bana daha güvenli geldiğini düşünüyordum. Özellikle ilişkiler ve arzular söz konusu olduğunda, kadınların ne istediğini açıkça söylemesinin hâlâ
Çantamı takside unuttuğumu fark ettiğimde gece yarısını çoktan geçmişti. İçinde dünyanın en değerli eşyaları yoktu aslında. Birkaç makyaj malzemesi, şarj aleti, parfümüm, eski bir not
Çekmecenin en arkasında üç yıldır duran kırmızı bir ruj vardı. Ne zaman aldığımı hatırlamıyordum ama her gördüğümde kullanmaya niyetleniyordum. Sonra başka bir ruj sürüyor, onu
Hayatım boyunca insanların benim hakkımda ne düşündüğünü fazla önemsedim. Sonra bunun ne kadar yorucu olduğunu fark edip bırakmaya karar verdim. Karar vermek kolaydı, uygulamak biraz
İnsanların beni tanımlarken kullandığı kelimelerin çoğuna itiraz ederim. “Soğuk” derler, aslında seçiciyimdir. “İnatçı” derler, ben ona fikrimin olması diyorum. “Fazla rahat” diyenler de var; onlara
Hayatım boyunca kendimi fazla ciddiye almamaya çalıştım. Çünkü insan kendisini fazla ciddiye aldığında en küçük hayal kırıklığını bile büyük bir meseleye dönüştürüyor. Benim de yeterince